20 Nisan 2018 Cuma

Kastamonu Gezisi

Binlerce yıldır birçok uygarlığa ev sahipliği yapan Kastamonu tarihin ve doğanın iç içe geçtiği bir şehir. Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) tarafından 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti seçilen Kastamonu bu ünvanı da fazlasıyla hakediyor.
Biz de bu hafta sonu 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında Kastamonu Belediyesi'nin davetiyle Kastamonu'daydık. Ülkemizin cennet köşesi deyiminin vücut bulmuş haliydi Kastamonu.





Şehrin bilinen tarihi Hitit İmparatorluğu ile başlıyor. Hititler'den sonra  Frigler, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Pontuslular, Romalılar ve Bizanslılar yurt bilmiş Kastamonu'yu. İlk defa Türklerin eline Danişmentliler döneminde geçen Kastamonu; Anadolu Selçuklu Beyliği, Candaroğulları ve İsfandiyaroğulları Beyliğine de ev sahipliği yaptıktan sonra Fatih Sultan Mehmet'in Sinop'la beraber bu şehri de alınca Osmanlı hakimiyeti başlamış şehirde. Osmanlı'dan günümüze kadar da Türk yurdu olmaya devam ediyor.
Şehirde gezerken bütün bu uygarlıkların izlerini de görebilmek mümkün. Mesela MÖ. 7. yüzyılda Paflogonyalılar tarafından yapılan Ev Kaya Mezarları şehir merkezinde görebileceğiniz en eski antik yapı.

Ev Kaya Mezarları 


Kastamonu sokaklarında dolaşırken özellikle bazı bölgelerinde geçmişe yolculuk yaptık adeta. Geleneksel Türk evinin ve Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinin yoğun olarak bulunduğu şehirlerden biri Kastamonu. Bu sebepten dolayı şehir kentsel sit alanı kapsamına alınmış. Şehirde dolaşırken en çok ilgimi hanlar ve bedestenler çekti. Adım başı bir hanla ya da bedestenle Kastamonu dışında başka bir şehirde karşılaşmanın mümkün olacağını sanmıyorum. Bazı hanlar günümüzde de otel olarak kullanılmaya devam ediyor. Bir daha yolum düşerse bu hanlardan birinde kalmayı düşünüyorum.


Kastamonu milli mücadelenin de en önemli şehirlerinden. Kurtuluş Savaşında da en fazla şehit veren üçüncü il olan Kastamon'nun Araç ilçesi de nüfus bazında en çok şehit veren tek ilçemiz olarak tarihte yerini almış.
Atatürk'ün de önem verdiği şehirlerden Kastamonu. Cumhuriyetin ilanından sonra 23-31 Ağustos 1925 yılında şehri ziyaret eden Atamız ilk defa burada şapka takarak halkı selamladı. Kastamonu Şapka ve kıyafet devriminin de başladığı Kastamonu'da bu tarihler günümüzde Kültür, Tarih ve Sanat Haftası adıyla anılmaya devam devam ediyor.



Bol oksijenli ormanlarıyla, bu ormanlarındaki canlı popülasyonu ve endemik bitki çeşitliliğiyle doğa turizminin de başkenti olabilir Kastamonu. Ülkemizin en derin dördüncü mağarası olan Ilgarini Mağarası da Kastamonu'da bulunuyor. Valla Kanyonu, Anbar Gölü ve Horma Kanyonu, Çatak Kanyonu, Ilıca Şelalesi ve hala gizemini koruyan Şehriban Kanyonu kampıçalar ve maceracılar için keşfedilmeyi bekleyen muhteşem yerler.  Karadeniz'in en uzun sahili Cide kirlenmemiş ve betonlaşmamış doğası ile deniz kum güneş üçlüsü arayanlar için bulunmaz nimet. Yolunuz düşerse Giderus ve Ginebolu Koylarına da uğramayı unutmayın. Kış turizminin gözde mekanlarından Ilgaz da yine şehrin en çok ziyaret edilen noktalarından.



Bu genel bilgilerden sonra gelelim bizim mini Kastamonu turumuza. Ankara ve İstanbul'dan gelen influencer arkadaşlarımızla beraber ilk günümüzde Kastamonu'nun tarihi mekanlarını ve yemeklerini tanıdık. İlk durağımız Kastamonu'nun Daday ilçesinde bulunan Mahmut Bey Camii oldu. 1366 yılında Candaroğulları Beyliği hükümdarı Emir Mahmut Bey tarafından yaptırılan caminin en önemli özelliği ahşap olması ve tek bir çivi dahi kullanılmadan inşa edilmesi. 15 Nisanda yapılan değerlendirme sonuncunda Unesco Dünya Mirası Geçici Listesine girmeye hak kazanmış.
İkinci durağımız eski bir Kastamonu konağında bulunan Belediye El Sanatları Merkeziydi. Burada yöreye ait kumaşların, halı ve kilimlerin nasıl dokunduğunu inceledik ve konağı gezdik. Konağın odaları geleneksel Kastamonu yaşayışına göre döşenmiş. Dışarıdan görüntüsü muhteşem olan Kastamonu konağının içini de görmüş olduk bu merkezde.

Mahmut Bey Camii

Candaroğulları Beyliğinin son hükümdarı İsmail Bey tarafından yaptırılan İsmail Bey Külliyesi bir diğer keşif noktamızdı. İsmail Bey'in Fatih Sultan Mehmet'in öz dayısı olduğunu da öğrenmiş oldum bu gezide. Külliye cami, türbe, medrese, han, hamam ve kütüphaneden oluşan beylikler devri sanatının en güzel örneklerinden sayılıyor.

İsmail Bey Külliyesi

Güne erken başlayınca birçok yeri gezme şansımız oldu. Bunlardan bir tanesi de Hacı Bayram Veli hazretlerinin damadı olan Şeyh Şaban-ı Veli (Hz Pir) hazretlerinin dergahıydı. Rehberimiz Zühtü beyin anlattığına göre Konya'da Mevlana hazretleri neyse, Nevşehir'de Hacı Bektaş-ı Veli hazretleri neyse Kastamonu'da da Şeyh Şaban-ı Veli hazretleri o demekmiş. Bir rivayete göre Şeyh Şaban-ı Veli hazretlerinin asasını yere vurmasıyla yerden zemzem suyunun fışkırmış. Ebizemzem olarak adlandırılan bu sudan da içmeden dönmedik tabii ki.
İlk günün son durağı Ev Kaya Mezarları oldu. Mezarlar MÖ. 7. yüzyıl başlarında Frig kültürünün etkisi altında, bir kaya mezarından çok açık hava kutsal tapınım alanı olarak yapılmış. 2002 yılında Kastamonu belediyesi tarafından korumaya alınan yapı şehir merkezinde görebileceğiniz en ilginç yapılardan biri.

Şeyh Şaban-ı Veli Dergahı

Yazımın başında da belirtiğim gibi Kastamonu'da adım başı hanlar ve bedestenlerle karşılaşmak mümkün. Bu yapılar günümüzde otel ve restoran olarak hizmet vermeye devam ediyor. İlk gün üğke yemeği için Cem Sultan Bedesteninde mola verdik. Yörenin meşhur lezzetleri banduma, tirit, etli ve pastırmalı ekmekleri tattık. Banduma ve etli ekmek Kastamonu'da mutlaka tadılması gereken lezzetler.
Gezerken yorgun düşenler için şehir merkezinde bulunan Münire Medresesi keyifli bir soluklanma noktası. Medresenin bahçesinde oturup çayınızı, kahvenizi yudumlarken Kastamonu'nun el sanatlarının satıldığı dükkanlardan da alışverişinizi yapabilirsiniz. Ancak yanınızda mutlaka nakit para bulunsun. Çünkü bu medrese içinde yer alan dükkanlarda kredi kartı ne yazık ki geçerli değil.

Münire Medresesi

Turumuzun ikinci gününde Kastamonu'nun doğal güzelliklerini tanıdık. İlk olarak İstiklal Yolu ve Şerife Bacı Anıtını ziyaret ettik. Şerife Bacı Kurtuluş Savaşında vatan savunması için canını bile hiçe sayarak kağnısıyla orduya cephane taşıyan kahraman Türk kadınlarımızdan sadece bir tanesi. 1921 yılının şubat ayında cephane taşırken donarak şehit düşen Şerife Bacı'ya ve tüm şehitlerimize bugünümüzü borçlu olduğumuz asla unutmamalıyız.

İstiklal Yolu ve Şerife Bacı Anıtı

Kısa bir orman molasının ardından Küre Ecevit hanına geldik. İstiklal mücadelesi yıllarında İnebolu'dan gelen mermi ve mühimmatı cepheye taşıyan kağnı kollarının bir günlük yürüyüş sonrası konaklama yeri için kullanılan önemli bir yer. Günümüzde turizm tesisi olarak hizmet veren binayı biz gittiğimizde kapalı olduğu için gezme şansımız olamadı. Ama yolunuz düşerse bu handa mutlaka Ecevit Çorbası içmeden dönmeyin.
Kurtuluş Savaşında İnebolu'dan Ankara'ya mermi taşıyan kağnıların kullandığı Tarihi İki Çay Köprüsü ikinci günün önemli ziyaret noktalarından biriydi. 2016 yılında restorasyonu tamamlanan, İstiklal Yolunda Ersizler Dere mevkiinde bulunan köprü Kurtuluş Savaşının en önemli geçiş yolu olmuş. Ersizler Dere Köyü'nün de oldukça hazin bir hikayesi var. Köyün bütün erkekleri savaşa gidip hiç biri geri dönmediği için Ersizler Dere ismini almış bu köy.


Tarihi İki Çay Köprüsü

Vaktimiz kısıtlı olduğu için bölgedeki bütün kanyonları ve mağaraları gezme şansımız olmadı. Ersizler Dere Kanyonunda kısa bir yürüyüş yapabildik sadece. Kısa dediysem kanyona göre kısa bir yürüş bize göre oldukça uzun ve etkileyici bir yoldu. Sol tarafımızda akan Ersizler Dere'nin sesiyle muhteşem manzarayı izleyerek bol oksijen içinde yürüdük. Yol boyu birçok değişik çiçek hatta orkide bile gördük. Kastamonu'da bulunan bu orkide türü salep yapımında kullanılıyor. Ama ne yazık ki kontrolsüz toplandığı için yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bölge canlı popülasyonu açısından da oldukça zengin. Yürürken birçok hayvanın ayak iziyle karşılaşabiliyorsunuz. Hatta bizim önümüzden giden ekip 2 tane kara yılan görmüş ama o kadar hızlılarmış ki fotoğraflarını çekememişler.

Ersizler Dere Kanyonu


Kanyon dönüşü Şerife Bacı'nın köyü olan Seydiler Köyünde Şerife Bacı Kültür evine misafir olduk. Kastamonu'ya gelirseniz burayı mutlaka gezi programınıza alın ve mutlaka burada Kastamonu'nun yöresel lezzetlerinden banduma yemeden de dönmeyin.
İkinci günün ikinci lezzet durağı geleneksel çekme helva yapımını izlediğimiz Yakupağa Külliyesi oldu. Külliye 1547 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın hazine reisi Yakup Ağa tarafından yaptırılmış. Kastamonu'nun geleneksel lezzetlerinden olan çekme helva pişmaniyenin özel makinelerde preslenmiş haliymiş. Yapımı oldukça güç gerektiren ama bir o kadar da lezzetli bir tatlı çekme helva.


Gezimizin son durağı olan Tarihi Saat Kulesinde Kastamonu Kalesine karşı güneşi batırmak inanılmaz keyifliydi. Bu saat kulesinin de ilginç bir hikayesi var. Sarayüstü Tepesi'nde yer alan saat 1885 yılında dönemin valisi Abdurrahman Paşa tarafından yaptırılmış. Rivayete göre saat İstanbul Sarayburnu'nda bulunuyormuş. Zamansız çalan gongu padişahın hamile cariyelerinden birinin bebeğini düşürmesine neden olduğu için Kastamonu'ya sürgün edilmiş. Bu rivayetten dolayı halk arasında adı Sürgün Saat olarak da geçiyormuş bu yapının.
Müze gezmeyi sevenler için de Kastamonu Arkeoloji ve Etnografya Müzesi mutlaka gezilmeli. Bizim vaktimiz kalmadığı için ne yazık ki gezemedik ne yazık ki. 1917 yılında Milli Mimari akımının öncüsü Mimar Kemalettin'in planınu çizdiği yapı 1945 yılından beri müze olarak hizmet veriyor. Atamızın bu binadan şapkasıyla halkı selamlamış olması bu yapının bir diğer önemli özelliği.

Tarihi Saat Kulesi

Tarihi, doğası, yemekleri, türküleri derken anlatmakla bitirilemeyecek bir şehirmiş Kastamonu. Şehirde en çok ilgimizi çeken en ilginç detaysa kediler için yapılan Kastamonu konaklarından esinlenerek yapılmış olan kedi konakları oldu. Birçok şehrin örnek alması gereken en önemli detaysa Kastamonu sokaklarının temizliğiydi. Türkiye'nin en temiz şehri seçilen Kastamonu umarım diğer şehirlerimize de bu yönüyle örnek olur.


Dolu dolu geçen bir gezi oldu bizler için Kastamonu gezisi. Bu gezinin bize kazandırdığı yeni dostlar da cabası. Gezi boyunca bizleri hoş sohbetiyle bilgilendiren rehberimiz Zühtü Hocamıza da ayrıca teşekkür ederim. Kastamonu'ya yolunuz düşerse ve rehber eşliğinde gezmek isterseniz Zühtü Hoca'yı bulmalısınız. Biz sayesinde çok şey öğrendik Kastamonu'yla ilgili.

Yeni gezilerde görüşmek üzere...





10 yorum:

  1. hem gezdiğiniz yerleri hem de yediğiniz yemekleri zevkle takip ettim instagramdan umarım böyle başka geziler de olur :-))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah hep beraber gideceğimiz geziler olur :)

      Sil
  2. resimler bir harika, doğa ile tarihin iç içe olduğu bir gezi olmuş... sevgiler canım ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç böyle beklemiyordum Kastamonu'yu bir daha gitmek şart oldu ;)

      Sil
  3. instagramdan takip ettim. kendimi gitmiş gibi hissettim, teşekkürler =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke beraber de gidebilsek İlke :)

      Sil
  4. Yediğin ,içtiğin senin olsun gördüklerin bana yetti arkadaşım :) Ben açıkça söylemek gerekirse,kastamonu için çok farklı şeyler düşünürken ,çok ta güzel bir şehirle karşılaştım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de beklediğimden güzel buldum Kastamonu'yu Yasemin. Bir kere daha gitmeyi hakediyor :)

      Sil
  5. Hiç beklemediğim kadar güzel bir şehir Kastamonu. Gidip görebildğim için çok mutluyum. Dip not: İnsan en iyi yolculukta tanırmış birbirini :) Gül'üm harika bir geziydi!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizi nasıl şaşırttı güzelliğiyle Kastamonu. İnşallah bir daha gideriz ve hatta yine beraber gideriz. Keyifli yol arkadaşlığın için de ayrıca teşekkürler Nily'm :)

      Sil