14 Aralık 2015 Pazartesi

Vedat Ozan İle Koku ve Parfüm Üzerine Bilmek İstedikleriniz

İlk insan için koku ne ifade ediyordu acaba? Kim bilir eşini kokusundan seçen ilk insan; ki günümüzde bizler de eşimizi kokusuyla seçiyoruz; avını ve belki de yaşayacağı yeri de koklayarak buluyordu. İlk insandan bizlere kadar olan evrim sürecinde bir çok koku kodlarımiza işlenmiş.
Öyle kokular var ki iyi ya da kötü hafızamıza işlenmiş anıları çekip çıkartıyor. Koku hafızası gerçekten de çok ilginç olabiliyor zaman zaman. 24 saat çalışan ve kapatılamayan tek duyumuz olan koku duyusu günlük duygularımızın da %75 'ini etkileyebiliyor.




Çoğu kişiden duymuşuzdur beyaz sabun kokusunu duyunca ninemin sandığı da böyle kokardı diyen ya da kek koktuğunda ah çocukluğuma gittim, okuldan geldiğimde annem kek yapardı diyen. Böyle örnekleri çoğaltabiliriz. Mesela karanfil kokusu da bana anneannemi hatırlatır, çünkü anneannem hızma yerine karanfil takardı burnuna ve benim anneanem karanfil kokardı. Ne zaman bir yerde karanfil koksa anneannem beni boynumdan öper sanki.


Geçen hafta Bengüşümün davetiyle Durance söyleşileri kapsamındaki Kokular Kitabı'nın yazarı Vedat Ozan ile " Koku ve Parfüm Üzerine Bilmek İstedikleriniz " söyleşisine katıldım. JW Marriott Otelde yapılan söyleşi oldukça ilginç, bir o kadar da keyifliydi.
Belki farkında değiliz ama kokunun yaşamımızda o kadar büyük bir yeri var ki. Her nefes aldığımızda aslında ortamdaki kokuları da kokluyoruz. Günde 23 bin defa koku duyuyormuşuz. Parfüm uzmanı Vedat Ozan'ın dediği gibi, yaşamın birebir temasıdır koku.
Kokuları tanımlarken başka duyulardan ödünç aldığımız kelimeleri kullanıyoruz. Mesela koku duymak, ağır koku, tatlı koku gibi.
Koku duyumuz 24 haftalık ceninken aktif olmaya başlıyormuş ve doğduğumuzda 100-120 kokuyu tanıyormuşuz. İçine doğduğumuz kültür kokuların bizler için kötü ya da iyi algısına da bilinç altımıza işliyor. Bir kültüre pis gelen kokuyu biz güzel olarak tanımlayabiliriz.
Ortaçağda Miyazma Teorisi denilen bir inanışa göre kötü kokular hastalık yapar, hastalar iyi kokularla tedavi edilirmiş.


İnsan varolduğundan beri güzel kokmak istemiş. Bunun için bitkileri, baharatları hatta hayvansal kokuları bile kullanmışlar. Amber kokusu balinanın sindiremediği denizde dışarı attığı ve sonrasında kıyıya vurması sonucu toplanan atıklardan elde edilirken; misk kokusu da özel bir cins erkek geyikten elde ediliyormuş. Günümüz parfüm sektöründe artık bu kokuların sentetikleri üretilse de hala doğal olarak kullananlarda varmış ne yazık ki bu hayvansal kokuları.
Dini ritüellerde kutsal yağ olarak yıllarca kullanılan kokular alkollü parfüm olarak 1370 yılında Macar kraliçesi Elizabeth için Macar keşişler tarafından üretilmiş. Kraliçe Elizabeth'in güzelliğinin sırrının Macar Suyu denilen bu parfüm olduğu söylenmekteymiş. Bu Macar Suyu belki de büyülüdür. Yoksa 25 yaşındaki Polonya kralı neden 72 yaşındaki Elizabeth'e evlenme teklif etsin.


Geçmiş yüzyıllarda iyi bir parfümcü olabilmek için 7 yıl süren bir çıraklık eğitimi varmış. Bu 7 yılın sonunda bitirme tezi tuval (kumaş) üzerine koku işlemekmiş. Bitirme tezini başarıyla tamamlayanlar artık iyi birer parfümcü oluyorlarmış. Eau de toilette (tuval) ismi de bu işlemden geliyormuş.
Köln suyu anlamına gelen kolonyaya ( eau de collogne) modern parfümün ilk örneği denilebilir.
Lavanta kelimesinin kökeni de Lavander yani yıkama kelimesinden geliyormuş. Eski Roma'da çamaşırları amonyakla yıkarlarmış. Amonyağı da bekletilmiş ve sulandırılmış idrardan elde ediyorlarmış ki o çamaşırların kötü kokmaması için durulama suyuna lavanta kokuyorlarmış.
Bu keyifli söyleşide  bunlar gibi birçok değişik ve ilgi çekici bilgiler anlattı Vedat Ozan. Gerçek amber ve miski koklama şansımız da oldu.
İlk insandan bizlere kadar kokunun evrimini öğrenmek güzel bir deneyim oldu benim için. Umarım Durance böyle söyleşileri sıkça yapar.
Bengüşüme de beni davet ettiği için çok teşekkür ederim.

Görüşmek üzere.

8 yorum:

  1. Aaaa!!! Eski Romalılar çamaşırlarını bildiğimiz çişli suyla yıkıyorlarmış desene:))))ıyyyy anacım iyi ki o günlerde yaşamamışız:) koku ilginç bir koku hakikaten, ben de her evin kendine has bir kokusunun olduğunu düşünürüm, kimi evler küf kokar sevmem, içeri girmek istemem, (sahibinin ne suçu var tabii yani alt katsa elinde değilse)kimi ev sigara kokar yine hiç adım atmak istemem, kedime zararlı olduğundan parfüm sevdiğim halde sürmüyorum maalesef ama çok severim hele minik minik şişeleri....koleksiyon yapasım var. Teşekkürler canım keyifle okudum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yokluktan çare ürettiler belki de bilmiyoruz ki :)) Her evin kendine has kokusunu sadece ben hissediyorum sanıyordum, yalnız değilmişim sevindim :) Yaz-kış sürekli cam açık ev havalandıran biri olduğum için seni çok iyi anlıyorum Bücürüğüm. Ahh o minik şişelerin hepsi benim olsa keşkeee :)))

      Sil
  2. duranceın farfümleri güzeldir ama..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. çok güzel kokuyorlar ama kalıcı değiller bana göre :)

      Sil
  3. Ben de geldiğin için çok teşekkür ederim, çok hoş bir etkinlikti gerçekten de, özellikle ikinci yarısı.
    72 yaşındaki Elizabeth teyzeme bak hele, kim bilir ne marifetleri var demek ki :)))
    Öperim seni :*

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ah Elizabeth teyzemiz ahh. Erken gitti rahmetli, ondan öğrenecek çok şeyimiz varmış :)))

      Sil
  4. Belli ki çok güzel ve yararlı bir etkinlik olmuş canım:))

    YanıtlayınSil